Kim Kimin Karnını Doyuruyor? | İyi Getiri - Para Kazanma Portalı

Kim Kimin Karnını Doyuruyor?

Halk mı Siyasilerin, Siyasiler mi Halkın karnını doyuruyor

Eflasyonun artmasıyla fiyatların yükselmesi; alınan maaşların artan fiyatlara, gelen zamlara yetmemesi halkın son zamanlardaki en büyük şikayeti. Her fırsatta geçimden yana dert yanan halk bunu her fırsatta dile getiriyor.

Ülke ekonomisinin zor bir süreçten geçtiği bu günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın parti üyeleriyle yaptığı toplantı da; “Karnını doyuruyorsunuz, her türlü ihtiyacını karşılıyorsunuz yine de oy vermiyor” sözüne birçok kişi tepki gösterdi. Bu tepkilerden biride aşağıdaki yazısıyla Mehmet Dağıstanlı’dan geldi.

Sayın Cumhurbaşkanım!

“Karnını doyuruyorsunuz, her türlü ihtiyacını karşılıyorsunuz yine de oy vermiyor” diyorsunuz da; Siz kaç yıldır elektrik faturası ödemiyorsunuz?

Doğalgaz mesela, hiç böyle bir fatura gördünüz mü?

Peki hiç arabanızı benzin istasyonuna çekip, kendi benzininizi aldınız mı? Hem de kendi paranızla ama…

Mesela siz, çocuğun bu sene yurt masrafı ne olacak diye düşündünüz mü?

Sınava giriş ücretini ödeyemediğiniz için, sınava sokamadığınız evladınız oldu mu?

Doğru söyleyin lütfen, Emine hanım, pazarda peynirin kilosunun kaç TL olduğunu bilmeyeli kaç sene oldu?

İlk evinizi nasıl aldınız? Kaç senedir kira ödemiyorsunuz? Sıfırdan gelip, kaç mülkünüz oldu?

O milyonluk araçlara sahip olmadan önce, onları ilk ve ancak rüyada görebiliyor olmanızın üstünden kaç sene geçti?

Adına kesilmiş tek bir fatura görmeden 30 yılı aşkın bir zaman yaşamak nasıl bir duygu?

Tatile ya da doğduğun yerlere giderken bütçe planlaması yapmak zorunda olmadan kaç yıl geçirdiniz?

Elbette ki en lüks uçak bana ait olmalı” diyecek ruh haline ve imkanlara sahip olalı kaç sene oldu?

Bunların hiçbiri artık sizin sorununuz değil, neden mi?

Çünkü o faturaların hepsini biz ödüyoruz. Boğazınızdan geçen her bir lokmanın ücretini biz ödüyoruz. Size saraylar yaptırıyoruz. Dünyanın en pahalı makam uçaklarını alıyoruz size. Dünyanın en pahalı arabalarını alıyoruz size ve çocuklarınıza. Çocuklarınızın hepsini yurtdışında, en pahalı okullarda okuttuk mesela, hem de bizimkiler sınava girecek parayı bulamazken. Siz her gün bu milletin çocuklarının geleceğini tehlikeye sokarken, biz sizin çocuklarınızın hepsinin geleceğini garantiye aldık.

Başka devletlere itibarınız olsun diye, eşiniz hanımefendi alışverişini rahat yapsın diye, İngiltere gavur ellerinde cadde kapattık. Sizin yediklerinizin içtiklerinizin adını bile bilmediğimiz, telaffuz edemediğimiz halde hepsinin bi tamam paralarını biz ödedik. Siz son otuz senede hiç fatura görmeyip, herhangi bir ödeme yapmadığınız için hepsini biz ödedik. Eee bunları birileri ödeyecekti elbet, biz ödedik. Hatta siz alınmayın diye birçok şeyi de “örtülü ödenek“den ödedik.

Biz kim miyiz?

Mesela aramızda yerin 500 m altında asgari ücretle çalışan madenciler de var. Berber, kasap, mobilyacı, mimar, doktor da var. Artık ürün ekemeyen çiftçiler, hayvan yetiştiremeyen köylüler de var, iş adamları da var aramızda.

Mesela iş çıkışı biraz gezeyim derken tecavüze uğrayan, sonra da size yakın kişiler tarafından “o saatte sokakta ne işi vardı” denilen kadın var ya, o da çok faturanızı ödedi sizin. Şehit aileleri bile içtiğiniz o ejderha meyvesi suyunun parasını ödedi.

Millet yani yahu, millet yani bizler, 30 senedir biz bakıyoruz size. Yemedik yedirdik, giymedik giydirdik. O iş öyle sizin dediğiniz gibi değil, siz bizim karnımızı doyurmadınız, biz sizin karnınızı doyurduk. Hatta görülüyor ki başka bir insan olmanızı da sağlamışız. Sizin bu söyleminiz dünya siyasi tarihi için yabancı değil, ‘sizi ben yarattım‘ deme noktasına gelmenize sanırım az kaldı.

Yazan: Mehmet Dağıstanlı